Kendim Yapabilmem İçin Bana Yardım Et

Birçoğumuzun da bildiği gibi Montessori Felsefesi’nde başlıca önemsenen amaçlardan en önemlisi yetişkine bağlı olmayan bağımsız çocuklar yetiştirmektir. Çocuğun varolan potansiyelini görmesini sağlamak için öncelikle çocuğun becerilerini yani yapabildiklerini anlamak ve bu doğrultuda ona iyi bir yol gösterici olarak, gerekli fiziki ortamı sağlamak gerekir. Biz yetişkinler çocuklarımızın gelişim dönemlerini anlamaya çalışmalıyız, kendimizi ve çevremizi hazırlayarak onların gelişimlerine katkı sağlamalıyız. Süreç içerisinde çocuk, kendi çabası ile bağımsız olarak büyür ve öğrenir. Bu da zaten çocuğun kendi büyüme sürecidir. Bazı durumlarda ebeveynler çocukları ihtiyaç duymasalar bile yardım etmeyi teklif ederler. Oysaki onların herhangi bir uğraşlarına engel olduğumuzda ya da onlara sürekli müdahale ettiğimizde farkında olmadan kendisinde eksiklik olduğunu düşünmesine neden oluruz. Örneğin ‘sürahiden su dolduran çocuğa yetişkinin müdahale etmesi’ ya da ’ tuvalet temizliğini kendisi yapmaya çalışan çocuğa yardım isteyip istemediğini sormadan temizlemeye başlaması’ gibi.

 

Montessori, uzun yıllar gözlemleri sonucunda kesinlikle farklı yaş gruplarında farklı karakteristik özelliklerin olduğunu dile getirmiştir. Doğumdan 3 yaşa kadar çocuk çevresini belirsiz bir süreç olarak ele almaktadır. Bu süreçte çocuk duyularıyla öğrenir ve öğrendiği bilgileri mantıklı düşünerek ve akıl yürüterek kullanamaz. Burada bizim yapmamız gereken ise ona çevreyi tanıması ve varolan potansiyelini açığa çıkarması için yardımcı olmaktır. 3 ile 6 yaş arasında ise çocuk aldığı bilgileri emer ve kişiliğinin gelişimi için şekillenmeye devam eder. Bunun yanı sıra seçimleri konusunda biraz daha bilinçlidir. Ebeveyn, bu dönemdeki çocuğun gelişimi üzerinde direkt etkili olabilir. Buna ek olarak bebekler de ilk anne ile etkileşime girip sıkı bir bağ kurarlar. Daha sonra ailenin diğer bireyleri ile bu bağ daha da kuvvetlenir. Sağlıklı kurulan bu bağ onun büyüme serüveninde başarılı olmasını sağlar. Hareket etme bu evrede temel kazanımdır. Bebeğin çevresini gözlemleyebilmesi ve hareket edebilmesi için özgürlüğe ihtiyacı vardır. Bebeğin boynunu tutarak başını kaldırması, sağdan sola dönmesi, objeleri tutması ve sonunda emeklemesi buna örnektir. Bütün bu koordineli aşamalar bebeğin sinir sisteminin dahil olduğu süreçtir. Teşvik edici çevre sayesinde bebeğin özgür olarak hareket etmesini sağlayabiliriz. Hareket etmesini kolaylaştırıcı yer halısı, korumalı bebek yatağı yerine yer yatağı, rahat kıyafetler ve bir yerde uzun süre sabit durmasını önlemek olabilir (salıncak, araba oturağı, oyun yatağı gibi). Sonrasında bebek ayakta durmaya çabalar ve yürür. Artık özgürce hareket edebilir ve istediği objeye dokunabilir. Montessori çocuğun ellerini kullanmasını ‘eller zihnin anahtarıdır’ şeklinde açıklar. Yetişkinler de bu süreçten haberdar olarak çocukların ellerini kullanmasına, objeleri kavramasına, tutmasına, el kaslarının ve ince motor becerilerinin gelişmesine destek olmalıdır. Çocukların rahat kullanabilmesini sağlayıcı ama gerçeklikten uzak olmayan materyalleri çevresinde bulundurmamız önemlidir. Örneğin yağdanlıktan su akıtma, yeri süpürmesi için küçük süpürge ve faraş gibi. Bu sayede çevresiyle etkileşime girme fırsatı verilir ve vücudu ile zihni arasında koordineli bir çalışma başlar. Bunu yaparken de konsantrasyon ve oto kontrolü geliştirilmiş olur. Kullanılan bazı araçlar ise vücudunun bakımı ile ilgili alanları desteklemiş olur. Örneğin; kendi saçını tarama, ellerini yıkama, fermuar, çıtçıt, düğme çerçeveleri vb. gibi. Bu aktiviteler çocuğun kabiliyetinin farkına varmasını sağlar. Çocuk belirtilen aktiviteleri istediği süre zarfında istediği yerde, engelleme ve uyarma olmadan hareket ederek yapabilir. Malzemeler gerçek ve boyut olarak çocuğun rahatlıkla kullanabileceği niteliktedir. Bazılarında renk kodu vardır ve çocuk hangisini daha önce yapacağını bilir. Montessori eğitiminde yer alan günlük yaşam aktiviteleri çocuğun fonksiyonel bağımsızlığını kazanmasına yardım eder.

 

Bir başka keşfedilen durum ise iletişimdir. Eğer hareket etme çocuğa bağımsızlık veriyorsa iletişim de sosyal etkileşim de başarılı olmasına izin verir. Çevresinde oluşturulan düzen de yine çocuğa bağımsızlık kazandıran başka bir kavramdır. Aradığı objenin nerde olduğunu bilen çocuk bağımsız olarak hareket eder. Kıyafetlerinin, oyuncaklarının, nerede olduğunu bilmesi çocuğun bu objelere kendi kendine ulaşmasını sağlar. Çocuğa verdiğimiz düzen ve düzeni korumak için verilen sorumluluk ileride onun nasıl bir çocuk olacağını gösterir. Çocuğa öğretilen dış düzen, iç düzenin oluşmasını sağlar ve bu zihin gelişimi için önemli bir keşiftir.

 

Kısacası biz eğitimciler ve ebeveynler çocuklarımızın gelişim özelliklerini, yeteneklerini, ilgi alanlarını ve zorluklarla nasıl başa çıktıklarını gözlemleyip içselleştirirsek onlara daha iyi bir rehber olabiliriz. Çocuklarımızı destekler, cesaretlendirir ve nerede bize ihtiyacı olabilir ya da nerede geri adım atmalıyım noktasını iyi bilirsek eğer çocuklarımıza kendini tanıma ve yapabildiklerini fark etme şansı vermiş oluruz. Bu şekilde ilk olarak keşfederler, daha sonra psikolojik olarak ve sonunda ise zihinsel olarak bağımsızlık kazanır ve olgunlaşma sürecini tamamlarlar.

 

Ögr. Gör. Ebru UYSAL (Montessori Eğitimcisi)

Kapadokya Meslek Yüksekokulu

Çocuk Gelişimi Önlisans Programı




E-Bülten Kayıt

Montessori Anaokulu hakkında bilgi almak için e-posta adresinizi bırakın.

Onay vermeden bu işlemi gerçekleştiremezsiniz
Kapadokya Üniversitesi veri sorumlusu sıfatıyla, verdiğiniz kişisel verilerin gizliliğini 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (KVKK) uygun olarak ve büyük bir hassasiyetle koruyacaktır. Kişisel verileriniz, KVKK’ya uygun olarak işlenecek, sizleri Kapadokya Üniversitesi hakkındaki gelişmelerden e-posta veya telefon yoluyla haberdar etmek için kullanılacaktır. Detaylı bilgi için tıklayınız